Maria Raptaki röportaj (interview)

Dünyaca ünlü Runner ve Traceuseları tanıtmaya devam ediyoruz. Bu sefer komşu ülkeden bir sporcu seçtim. Evet resimde de gördüğünüz gibi o bir kadın. Sağolsun röportaj talebimi geri çevirmedi ve sorularımın hepsini cevapladı. Dünyaca ünlü Traceuse Maria ile yaptığım röportajda birbirinden ilginç bulucağınız cevaplar mevcut. For English

(Yazıya devam etmeden önce; Her yazının başlığının altındaki butonları kullanarak Facebook, MySpace ve Twitter da bu makaleyi arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Hala Türkiye’de bu 2 disiplin adına bir çalışma veya araştırma yapılmadığı tadında yalan yanlış duyumlar alıyoruz.  Makalelere vakit ayırıp okuyorsak! Lütfen paylaşalım!)

Maria Raptaki, Yunanistanlı 24 yaşında bir Traceuse. Üniversitede işletme eğitimi görüyor. Şu anda 2010 videosu üzerinde uğraştığını söledi ve yaza doğru yayınlayacağından bahsetti ama bizim için eski videosu yeterince güzel. Bize  bu işin taklasız da yapılabildiğini gösteren başka güzel bir örnek. Kendisi yaptığı şeye illa bir isim vermediğini sölüyor. Ne güzel de söylüyor. Türkiye’deki potansiyel kız arkadaşlar için güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum . Ve bu haberle birlikte Türk kızlarımızı da bir kere daha spora davet ediyorum. Hayattan zevk almanın alternatif yolarını keşfedin ve Maria’ya kulak verin…

Maria ile yaptığımız sohbette  Sorularımızı cevapladı

Bu disiplindeki hangi felsefeyi tercih ediyorsunuz, Parkour mu Free running mi?

Ben aslında kendimi tek bir disiplinle sınırlamıyorum çünkü insanlar genelde bunları ciddi kurallar altına alıp işi sınırlıyorlar.  “Parkour” veya “Free Running” gibi isimlere ve başlıklara fazla önem vermiyorum. Benim antremanlarimda hem engelleri aşma hemde takla calışmaları bulunmaktadir. Parkour veya free running yaptığımdan beni etkiletidigi icin ilgilenmeye başladığım ve takip ettiğim bir felsefe veya disiplin varsa, bu antreman süresinde topladığım bilgilerin bir sonucu olabilir.

Ne kadardır Parkour/Free running yapıyorsun?

Parkouru 2 senedir yapıyorum. Tam 2 sene dışarda sokaklarda kendimi geliştirdim, tabi her seferde herkesi güldüren sıra dışı düşüşlerimi unutmamak gerek.  İlk taklalarımı 1 sene önce calışmaya başlamıştım, ama o zamanlar güncel bir şekilde bu tip antremanları çalışmaya fazla meraklı değildim. Salondaki ciddi antremanım 4 ay önce başladı ve her seferde öğrendiğim yeni hareketler beni çok mutlu ediyor.

Hangi sıklıkta antrenmana cikiyorsun?

İlk başladığım zamanlarda birkaç aylığına, haftada 5 kere antremana çıkıyordum. Bence yeni başlayanların mümkün olduğunca antreman yapmaları daha faydalı oluyor, böylece hareketlere daha çabuk alışıp temeli daha sağlam yerleşiyor, antremana çıktığımız zamanlar arasındaki boş günler azaldıkça “korku” sınırı da küçülüyor. Artık Parkour’a haftada 1 veya 2 kere çıkıyorum. Bu bana çok yararlı oluyor çünkü antrenmana çıkmadığım günlerde zihnimi temizleyip antrenmanda yaptığım yanlışları düşünüp bir sonraki antrenmana cıkışımda neyi çalışmak istediğimi farketmemi sağlıyor. Bunun üstüne haftada 2 – 3 kere salona da gidiyorum.

Takip ettigin bir fitness programin varmi?

Doğal olarak vücudum oldukça kaslı, bu yüzden sağlıklı olmak, kas geliştirmek veya daha güçlü olmak için çaba sarfetmiyorum cunku kaslarımı çok kolay geliştirebiliyorum. Çocukluğumda devamlı dans kurslarına katılıyordum, bu benim için sağlıklı kalmanın bir yöntemi. Arada sırada üst vücut kaslarımı geliştirmek icin ağırlık kaldırıyorum (4 – 5 kilo ağırlığında).

Beslenmeni kontrol edecek bir diyetin varmi?

Ben hep annemin yaptığı yemekleri yiyorum, bence bütün diyetlerden daha iyi!

Gelişimine ekstradan yardım edecek ilaçlar alıyor musun (creatin, vitamin v.b)?

Asla ciddi ilaçlar almam. Birkaç kere vitamin c haplarından almışlığım oldu, ama bu sadece çok calıştığımda veya kendimi iyi hissetmediğim zamanlarda oluyor.

Parkouru ilk dışarda mı yoksa salonda güvenli bir ortamda mı yapmaya başladın?

Ben ilk günden beri Parkouru hep dışarda calıstım, ve hala öyle yapıyorum. Sadece taklaları salonda atmaya başlamıştım, ondan sonra dışarda devam ettim.

Parkour/Free running öncesi başka spor geçmişin  varmi?

Hayatım boyunca hep sporun farklı dallarına ilgi duymuşumdur. İlk bale dersime 5 yaşındayken katılmıştım ve 8 yaşına kadar sürdürdüm. 3 sene önce latin dans kurslarına katılmıştım, 1 sene yapıp sonradan jazz, hiphop ve bazen de birkaç break dans hareketini çalışarak sürdürdüm.
Geçmişte kaykay kullandığım oldu ama geçirdiğim bir kaza yüzünden birden soğudum ve eğlence amacıyla patene devam ettim. 4 sene önce snowboardinge başlamıştım. Vaktim olduğunda arkadaşlarla dağlara gezi düzenlemeyi seviyorum.

Parkour/Free running dışında başka neler yapmaktan hoşlanıyorsun?

Dans etmeyi çok seviyorum, dediğim gibi uzun zamandır dans ediyorum. Basit şeylerden hoşlanıyorum, arkadaşlarla takılmayı, partileri, bilgisayar oyunlarını v.s. Şarkı söylemeyi seviyorum, “Harri Agnel” müzik oluşumunda vokalist olarak yer almıştım. İnşallah yakında Aris Gramenos adlı sanatçıyla yeni bir beste yapımı üzerinde beraber çalışacağım. Artistleri benim Facebook ve Myspaceimde bulabilirsiniz.
Video montajlamayı seviyorum. Ve önceki soruda cevapladığım gibi, snowboarding yapmayı çok seviyorum. Seyahate çıkıp yeni insanlarla tanışmayı seviyorum, gelecekteki hedeflerimden biri mümkün olduğunca dunyanın birçok ülkesini gezip görmektir. Enerji içeren her türlü aktiviteyi severim, şakalaşıp gülmeyi seviyorum ve gerek duymadıkça asla ciddi olamıyorum.

Herhangi bir takıma uye misin? Cevabın evet ise, hangi takım?

Eskiden NSA (No Strings Attatched) adlı takımın bir üyesiydim. Artık daha çok takıma katkıda bulunan biriyim. Hep beraber takılıp antremana çıkıyoruz, genelde takım ismini sadece profesyonel amaçlarla kullanıyoruz.

Takim Sitesi veya Kişisel Site:

Benim ve takimin hakkinda haberler ve resimleri bu adreste bulabilirsin:
NSA PARKOUR

Kendi sitem inşallah yakında bitmiş olacak, ama şimdilik bu sitelerden bana ulaşabilirsiniz:

Facebook Myspace Youtube

Gönüllü veya ödeme karşılığı yaptığın performanslar veya aktiviteler:

Şimdiye kadar profesyoneller ile birçok ilginç projeler, parkour dersleri, etkinlikler, gösteriler, çekimler, reklamlar, performanslar, ve video çekimleri üzerinde çalıştım. Birkaç müvekkili söylesem de, çoğu Yunan ve Türkler tarafından tanınmadıkları için sadece dünya çapinda tanınan MTV kanalını sayıyorum.

En sevdiğin hareket/teknik? Öğrenmesi en zor olan hangisiydi?

Genelde bir engel aşmak istediğimde benim için en kullanışlı hareketler speed vault, monkey vault (kong) ve lazy vault. Hareketleri öğrenmekte zorluk çekmemiştim, ama galiba birkaç tekniği uygulamaktan korkuyordum. Mesela Monkey vaultu öğrenirken, vault yaptığım engelin üzerine dizlerimi veya ayaklarımı çarpmaktan korkuyordum, bu yüzden buna alışmak daha uzun sürmüştü.

Parkour senin için ne ifade ediyor?

Hayatın ritmi ve akışının bizi kontrol etmesi çok utanç verici. Reklamlarda tekrar tekrar satın almak istediğimiz birşeyi görüyoruz. Televizyonda güzel ve yakışıklı insanlar gördüğümüzde bizim de onlar gibi güzel ve yakışıklı olma isteğimiz artıyor. İstekler ve reklamlar bizi daha da çok çalışıp daha fazla para kazanmaya sürüklüyor. Ama aslında bunların olmasını istiyor muyuz bilmiyorum, gerçekten bizi mutlu ediyorlar mı? Devamlı onlar bizi yönetiyormuş gibi onların sürdürdüğü bir yoldan gidip  bizi mutlu edecek şeyleri satın alıyoruz. Ben sadece kendi kendimin lideri olduğumda mutluyum, benim nedenim Parkour. Parkourda kimse bana ne yapacağımı söyleyemez, kimse istemediğim bir şekilde davranmamı sağlayamaz, kimse bana “yapmak zorundaymışım gibi” hissettiremez, ben kendimi, kendi aklım ve vücudumla yönetiyorum. Yapmak istediğim şeye karşı kendimi ben yöneltiyorum ve onu yaparak içimdeki gücü kendim keşfediyorum. Birşey yanlış gidince başkalarını değil, sadece kendimi suçluyorum. Sonunda tamamen kendim olabileceğim birşey buldum. Kendimin lideriyim. Parkour’da sadece kendimiz varız, sadece aklın ve sen, başkası yok.

Hayattan bekleyişlerin nedir? Gelecekte ne yapmayı planlıyorsun?

Hayattan beklediğim birşey yok. Hayatımdan çok mutluyum ve herhangi birşeyi istediğim olduğunda, hiç düşünmeden onu elde etmeye calışırım. Mesela bazı insanlar popüler olmayı hedeflerler, ben böyle büyük şeyleri hedeflemiyorum. Genelde basit şeyler beni mutlu ediyor, hedeflerim küçük ama mutluluğu da herzaman içten geliyor. Her nefes alışımda daha iyi biri olmak istiyorum, bu benim kişisel yaşantım için de, parkourda başarmak istediğim hedefler için de gecerli.

Acrorun hakkında ne düşünüyorsun? Daha önce duymuş muydun?

Facebook aracılığıyla Acrorun üyesi Ömer’le tanışmak benim için bir zevkti. Sitede birkaç video izledim ve harika bir iş çıkarttıklarını düşünüyorum. Umarım yakın bir zamanda buluşmak nasip olur, komşuyuz nede olsa!

Son olarak, Türk kızlarına korku ve buna benzer sorunlar hakkında ne diyebilirsin?

Çoğu zaman yeni bir şeye adım atmaktan korkuyoruz. Bu saçını kestirmek kadar basit birsey  bile olabiliyor. Korku  yeteneklerimizi ve sınırlarımızı yaratıyor. Vücutlarımız sadece yürüyüp koşmakla sınırlı değil. Bacakları sakat birinin koşabilme hayali ona göre gerçekten çok büyük bir şey. Öncelikle fiziksel durumumuza göre beynimizin ne kadar “koşabildiğini” görmemiz lazım. Parkoura başkalarının yaptıklarını başarmak için başlamak zorunda değilsin, bu seni sadece strese sokacaktır. Basit şeyler, sabır ve bilgiye açlık yeni başlayan için güzel bir başlangıc olabilir. Parkouru gerçekten yapmak istiyorsan antremanlarını yaptıkça, calışmaların ilerledikçe korkunu nasıl kontrol edebileceğini öğreneceksin. Bir hareketi veya tekniği uygulamaktan korkuyorsan ozaman bunu birkaç parçaya bölüp o hareketin her bir bölümüne alışana kadar tekrar tekrar çalış. Düşünmen gereken en önemli soru, “bunu gerçekten yapmak istiyor muyum?”, cevabın evet ise o zaman bunu yap! Hep dediğim gibi: “Çabuk sinirlenme, sen spiderman veya supermen değilsin, bir şeyi başaramıyorsan daha fazla gayret etmen gerek. O hareketi başarmak istediğin kadar denemeye de hazır olmak zorundasın. Herkesin bir şeyi başarmak için belirli bir zamanı var, ve bu zaman sınırı ne kadar inandığına bağlı olarak değişir, bu yüzden hazır değilsen kendini zorlama yoksa başarması bir o kadar daha zor olur. Düşersen de önemli değil, çünkü sen zaten ayağa kalkıp tekrar denemek istiyorsun ;)

Maria 2010 Showreel

YouTube Preview Image

NSA 2009 Showreel

YouTube Preview Image

Bu yazı toplamda 3821, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

One comment

Leave a Reply